Yeni Bestelerin Sessizliği ve Arabeskin Bitmeyen Revizyon Döngüsü

Aranjör Kemal Ceyhan

Türkiye’nin müzik hafızasında arabeskin özel bir yeri vardır. Bu topraklarda acının, sevdanın, haksızlığın, sabrın ve isyanın melodisi uzun yıllar arabeskle duyuldu. Ancak bugün karşımızda farklı bir manzara var:

Aynı şarkıların yeniden düzenlenip tekrar piyasaya sürüldüğü, bir revizyon döngüsüne sıkışmış bir arabesk kültürü.

Dijital listelere, televizyon programlarına, gece sahnelerine baktığınızda hep aynı tabloyla karşılaşıyorsunuz:

Eski şarkılar…

Yeni aranjmanlar…

Yeni yorumcular ama aynı melodiler…

Bu durum yalnızca nostalji değil; yaratıcı üretimdeki ciddi bir daralmanın işareti.

Artık herkes risk almadan, hazır hafızaya yaslanarak müzik yapıyor. Oysa arabesk hiçbir zaman hazır formüllerin sanatı değildi. Tam tersine, içtenlik, yenilik ve hikâye isterdi. Bugün ise duyduğumuz pek çok yeni okuma, eski bir defterin tekrar tekrar açılmasından öteye geçmiyor.

En acı olansa şu:

Yeni Burhan Bayar’lar yetişmiyor.

Burhan Bayar yalnızca güçlü melodiler yazmış bir besteci değildi; bir dönemin ruhunu notalara döken bir müzik filozofuydu adeta. Onu özel kılan şey, hikâyeyi taşıması değil; o hikâyeye yeni bir ses kazandırmasıydı. Bugün ise genç kuşağın böyle ustalar arasından çıkmasını engelleyen bir iklim var. Çünkü bestecilik, bir hevesle yapılan bir iş değil; emek, disiplin, sabır ve en önemlisi özgünlük ister.

Ancak müzik ortamı bugün hızlı tüketime göre kurulmuş durumda:

Yeni bir beste için aylarca çalışmaktansa, bilinen bir şarkıyı yeniden düzenlemek daha kolay, daha risksiz, daha garanti görülüyor.

İşte tam bu nedenle yaratıcı üretim yerine revizyon kültürü çoğalıyor.

Oysa kültür, tekrarlarla değil; yeniliklerle büyür.

Müzik, hafızayı tazelemek kadar yenisini oluşturmayı da ister.

Eski eserleri yaşatmak değerlidir, ancak sürekli eskiye tutunmak geleceği sessiz bırakır.

Bugünün genç müzisyenlerinin kendi hikâyelerini kendi melodileriyle anlatabilmesi gerekiyor. Müzik eğitiminin güçlenmesi, çocukların erken yaşta enstrümanla tanışması, besteciliğin teşvik edilmesi şarttır. Çünkü yeni bir ustayı yetiştirecek olan popülerlik değil, üretime açılan alanlardır.

Eski arabesk şarkıların yeniden hayat bulması elbette güzeldir; ama tek başına bir müzik kültürü oluşturamaz.

Önemli olan bu şarkıların yanına yenilerini koyabilmektir. Ve belki de tüm mesele tam burada saklıdır:

Bir toplum, hafızasını eski şarkılarla korur; ama geleceğini ancak yeni melodilerle kurar.

Eskiyi yeniden söylemek cesaret istemez.

Asıl cesaret, hiç duyulmamış bir sesle suskunluğu bozabilmektir.

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ